Türkiye-Irak petrol hattını, Ceyhan ve Kerkük güzergâhını, iki ülkenin liderlerini, petrol tesislerini ve tahkim sürecini simgeleyen editoryal kolaj.

Türkiye Irak’a 1,5 Milyar Dolarlık Tazminat mı Ödeyecek?

Son günlerde Türkiye’nin Irak’a 1 milyar 471 milyon dolar tazminat ödeyeceği ve ödeme için geri sayımın başladığı öne sürülüyor. Muhalefet partilerinin konunun araştırılması için TBMM’ye sunduğu önergelerin reddedildiği iddiası da tartışmayı büyüttü. Sosyal medyada ise söz konusu tutarın doğrudan devlet hazinesinden, yani vatandaşların vergileriyle ödeneceği yönünde sert yorumlar yapılıyor.

Peki Türkiye açısından tablo gerçekten anlatıldığı kadar ağır mı?

Öncelikle ortada Türkiye aleyhine verilmiş geçerli bir tahkim kararı bulunduğunu kabul etmek gerekiyor. Ancak kamuoyunda tekrar edilen 1,47 milyar dolar, faiz dâhil hesaplanmış ve kesinleşmiş nihai borç değil.

Konuyu doğru anlamak için Kerkük-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı’nın geçmişine dönmek gerekiyor. Hat, Türkiye ile Irak arasında 1973’te imzalanan anlaşmaya dayanıyor. Irak’ın 2003’te işgal edilmesinin ardından merkezi otoritenin zayıflaması, kuzeydeki petrol sahalarının denetimini ve petrol gelirlerinin nasıl paylaşılacağını tartışmalı hâle getirdi.

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi, kontrolündeki sahalardan çıkardığı petrolü doğrudan ihraç etmek isterken Bağdat, Irak petrolünü satma yetkisinin yalnızca merkezi hükümete ve devlet şirketi SOMO’ya ait olduğunu savundu. Türkiye ise yıllarca yatırım yaptığı hattın atıl kalmasını, Ceyhan’daki altyapının işlevini yitirmesini ve transit gelirlerinin kesilmesini istemedi. Bu nedenle IKBY petrolünün Ceyhan üzerinden dünya pazarlarına ulaştırılmasına imkân sağladı.

Bağdat da kendi onayı dışında gerçekleştirilen sevkiyatların Türkiye-Irak boru hattı anlaşmasını ihlal ettiği gerekçesiyle Ankara’yı uluslararası tahkime götürdü.

1,47 Milyar Dolar Nihai Borç Değil

Tahkim heyeti, Irak lehine yaklaşık 1 milyar 998 milyon dolar, Türkiye lehine ise yaklaşık 526,6 milyon dolar anapara kabul etti. Bu iki rakamın basit biçimde mahsuplaştırılması sonucunda Türkiye aleyhine 1 milyar 471 milyon dolarlık bir fark ortaya çıktı.

Ancak asıl önemli ayrıntı burada başlıyor: Kararda bu rakamın faiz hesaplarına göre yeniden ayarlanacağı açıkça belirtiliyor.

Faiz yalnızca Irak’ın alacağına değil, Türkiye lehine kabul edilen karşı alacaklara da uygulanıyor. Irak’ın alacakları büyük ölçüde 2014-2018 döneminden kaynaklanırken Türkiye’nin bazı taşıma ücreti alacakları 1990 yılına kadar uzanıyor. Bu nedenle Türkiye’nin eski tarihli alacaklarına uzun yıllar boyunca işleyecek bileşik faiz, nihai dengeyi ciddi biçimde değiştirebilir.

Başka bir ifadeyle tahkim heyeti, Türkiye’ye faiz dâhil 1,47 milyar dolarlık kesin bir fatura çıkarmadı. Karar, anaparaları ve uygulanacak faiz esaslarını belirledi; fakat faizli nihai net tutarı tek bir rakam olarak ortaya koymadı. Türkiye, faiz hesaplandığında kendisinin net alacaklı hâle geleceğini savunurken Irak aksi görüşü ileri sürüyor.

Dolayısıyla kesin olan, tahkim kararının varlığı. Henüz kesin olmayan ise bütün faizler ve karşılıklı alacaklar hesaplandıktan sonra hangi tarafın ne kadar borçlu çıkacağı.

Paris İstinaf Mahkemesi de Türkiye’ye yeni bir tazminat vermedi. Mahkeme, Ankara’nın mevcut tahkim kararını iptal ettirme girişimini reddetti. Bunun yanında kararın ABD’de uygulanmasına ilişkin süreç ile 2018 sonrasındaki sevkiyatları kapsayan ikinci tahkim dosyası da devam ediyor. Bu nedenle Türkiye ile Irak arasındaki hukuki ve mali hesaplaşmanın bütünü henüz kapanmış değil.

Çözüm Mahkemeden Çok Müzakere Masasında Olabilir

Nihai tabloyu belirleyecek üç temel unsur bulunuyor.

Birincisi, her iki tarafın alacaklarına işleyecek faizlerin hesaplanması ve gerçek net bakiyenin ortaya çıkarılması.

İkincisi, Bağdat ile Erbil arasında yapılabilecek iç hesaplaşma. Tahkime konu petrolü üreten ve Bağdat’ın onayı dışında ihraç eden taraf IKBY idi. Bağdat ile Erbil’in petrolün SOMO üzerinden satılması ve gelirlerin federal hazineye aktarılması konusunda anlaşması, Irak’ın geçmiş zararlarının bir bölümünü kendi iç mali sistemi içinde telafi etmesine imkân sağlayabilir.

Mart 2026’da taraflar, petrolün Ceyhan üzerinden yeniden ihraç edilmesi konusunda uzlaştı. Gelirlerin federal hazineye aktarılması ve sürecin ortak bir mekanizmayla yönetilmesi kararlaştırıldı. Bu düzenleme Türkiye aleyhindeki tahkim kararını kendiliğinden ortadan kaldırmıyor. Ancak Bağdat’ın uğradığını savunduğu zararın bir bölümünü Erbil’in petrol gelirlerinden, bütçe payından veya geçmiş alacaklarından mahsup etmesinin önünü açabilir. Böyle bir iç hesaplaşma, Irak’ın Türkiye’den talep edeceği tutarı veya tahsilat yöntemini de etkileyebilir.

Üçüncü unsur ise Türkiye ile Irak arasında hazırlanacak kapsamlı enerji anlaşması. İki ülke, mevcut boru hattı düzenini geçici olarak uzatırken daha geniş bir iş birliği modeli üzerinde çalışıyor. Ankara, hattın tam kapasiteyle kullanılmasını, güney Irak’a kadar genişletilmesini ve enerji ortaklığının petrolün ötesine taşınmasını istiyor.

Irak açısından da Ceyhan hattının yeniden çalışması hayati önem taşıyor. IKBY Başbakanı Mesrur Barzani, hattın kapalı kaldığı dönemin bölgesel yönetime yaklaşık 25 milyar dolar kaybettirdiğini açıkladı. Bu rakam bağımsız bir mahkeme hesabı değil, IKBY’nin kayıp tahmini. Ancak hattın kapalı kalmasının yarattığı ekonomik zararın, tartışılan 1,47 milyar dolarlık tutardan çok daha büyük olduğunu gösteriyor.

Üstelik Hürmüz Boğazı çevresindeki riskler, Irak petrolünün Türkiye üzerinden Akdeniz’e ulaştırılmasını daha da stratejik hâle getiriyor. Ceyhan güzergâhı, Irak’a Basra Körfezi dışında alternatif bir ihracat kapısı sunuyor. Bu nedenle Bağdat’ın elindeki tahkim kararını tek seferlik bir tahsilat aracı olarak değil, yeni enerji görüşmelerinde elini güçlendiren bir pazarlık kozu olarak kullanması daha gerçekçi görünüyor.

Tazminat indirilebilir, taksitlendirilebilir, faizden vazgeçilebilir, karşılıklı alacaklarla mahsuplaştırılabilir veya yeni boru hattı ve enerji yatırımlarının içine yerleştirilebilir.

Özetle Türkiye aleyhine geçerli bir tahkim kararı var. Ancak kamuoyunda tekrarlanan 1,47 milyar dolar, faiz dâhil kesinleşmiş nihai borç değil. Gerçek tablo; faiz hesabı, Bağdat-Erbil iç hesaplaşması ve Türkiye-Irak enerji müzakereleri sonucunda ortaya çıkacak.

Bu nedenle dosya hakkındaki son söz büyük ihtimalle mahkeme salonunda değil, petrolün yeniden aktığı ve geleceğin yatırımlarının konuşulduğu diplomasi masasında söylenecek.

2.214
1
39

Bu makaleyi beğendiniz mi?

Bağımsız gazeteciliğe destek olun. Sponsor rozetinizi seçin.

Diğer makaleler

1 Yorum
Eskiler
En Yeniler

Harika bir yorum. Umarım Türkiye’nin kasasından tek kuruş bile çıkmadan her iki taraf içinde kazan kazan stratejisine döner. Bu arada bilgi ağınızın da ahtapotun kolları gibi geniş olduğunu net şekilde görebiliyorum. Çalışmalarınızda başarılar, teşekkürler.

Çalışmalarımı destekleyin
Rozetinizi seçin, sponsorlar arasına katılın.
2.214
1
39

Bağımsız çalışmalarımı destekleyin.

Bağımsız gazeteciliğe destek olun. Sponsor rozetinizi seçin.