Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi'nin ön planda yer aldığı, arka planda petrol pompası, boru hattı, Türkiye ve Irak bayrakları ile bölge haritasının bulunduğu minimalist editoryal kolaj. Görsel, Türkiye-Irak enerji ortaklığını, Kerkük'teki TPAO yatırımını ve Kalkınma Yolu Projesi'ni temsil ediyor.

Türkiye Irak’ta Oyunu Yeniden Kuruyor

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’nin göreve geldikten sonra ilk resmi ziyaretlerini Washington ve Tahran’ın ardından Ankara’ya gerçekleştirmesi, bölgesel dengeler açısından dikkat çekici bir mesaj taşıyor. Irak gibi ABD ile İran arasındaki rekabetin tam merkezinde bulunan bir ülkenin üçüncü durağının Türkiye olması, Ankara’nın Bağdat açısından artık yalnızca komşu bir ülke olarak değil, bölgesel istikrarın ve ekonomik dönüşümün vazgeçilmez ortaklarından biri olarak görüldüğünü ortaya koyuyor.

Aslında bu ziyaret, iki ülke ilişkilerinde sessiz ama köklü bir dönüşümün işareti. Uzun yıllar boyunca Türkiye-Irak ilişkileri güvenlik sorunları, PKK tehdidi, sınır ötesi operasyonlar, su paylaşımı ve petrol boru hattı anlaşmazlıkları üzerinden okundu. Oysa bugün masadaki gündem çok daha farklı. Enerji yatırımları, ulaştırma koridorları, ticaret, sanayi ve bölgesel kalkınma projeleri iki ülke ilişkilerinin merkezine yerleşmeye başlıyor.

Bu değişimin arkasında yalnızca siyasi irade değil, jeopolitik zorunluluk da bulunuyor. Irak, Körfez’i Avrupa’ya bağlayacak en kısa kara güzergâhına sahip. Türkiye ise Avrupa, Karadeniz, Akdeniz ve Kafkasya’ya aynı anda açılabilen tek bölgesel merkez konumunda. Bu nedenle Ankara ile Bağdat arasındaki iş birliği yalnızca iki ülkeyi değil, Asya ile Avrupa arasındaki ticaretin geleceğini de yakından ilgilendiriyor.

Ankara’da imzalanan anlaşmalar da tam olarak bu yeni vizyonu yansıtıyor.

Kalkınma Yolu Projesi’ni ilerletmek amacıyla imzalanan yeni anlaşmalar, Basra Körfezi’nden başlayıp Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanacak ticaret koridorunun artık sadece bir fikir olmaktan çıktığını gösteriyor. Eğer proje planlandığı şekilde tamamlanırsa Irak, petrol gelirlerine bağımlı ekonomisini çeşitlendirme imkânı bulacak; Türkiye ise küresel lojistik zincirinin en önemli geçiş merkezlerinden biri hâline gelecek.

Ancak Ankara ziyaretinin en dikkat çekici sonucu enerji alanında ortaya çıktı. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı, BP’nin Kerkük merkezli şirketinin yüzde 15 hissesini satın aldı. Böylece Türkiye, yıllardır boru hatları üzerinden taşıdığı Kerkük petrolünün artık üretim sürecine de doğrudan ortak oldu. Yaklaşık 3 milyar varillik rezerv potansiyeline sahip Kerkük sahasında Türkiye Petrolleri, BP ve diğer ortaklarla birlikte faaliyet gösterecek.

Türkiye Irak’ta Oyunu Yeniden Kuruyor
TPAO, BP’nin Kerkük merkezli şirketinin yüzde 15 hissesini satın aldı.

Bu adım, Türkiye’nin Irak enerji politikasında önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor. Ankara artık yalnızca Irak petrolünü Ceyhan üzerinden dünya pazarlarına ulaştıran bir transit ülke değil; petrolün çıkarıldığı sahada pay sahibi olan bir üretim ortağı olacak. Taşıyıcılıktan üretim ortaklığına geçiş, Türkiye’nin elde edeceği ekonomik kazancın niteliğini de değiştiriyor. Boru hattından sağlanan transit gelirlerinin ötesinde, rezervlerin işletilmesinden ve üretim kapasitesinin artmasından doğrudan pay alınmasının önü açılıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortak basın toplantısında aktardığı bir başka açıklama da kurulmak istenen enerji ortaklığının ölçeğini ortaya koydu. Erdoğan, Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’nin Türkiye’ye günde 1 milyon varil petrol sağlayabileceklerini ifade ettiğini söyledi. Zeydi de bu miktarı toplantı sırasında doğruladı. Bu açıklama, iki ülkenin enerji alanındaki hedefinin ne kadar iddialı olduğunu gösteriyor. Günde 1 milyon varil, Türkiye’nin petrol ihtiyacının büyük bölümünü karşılayabilecek bir miktara karşılık geliyor.

Bu noktada 1973 tarihli Türkiye-Irak Ham Petrol Boru Hattı Anlaşması’nın 27 Temmuz 2026’da sona ermiş olması da ayrı bir önem taşıyor. Ziyaret öncesinde anlaşmanın bir yıl daha uzatılması bekleniyordu ancak taraflar bu yönde bir karar almadı. Bunun yerine Erdoğan, petrolün yanı sıra doğal gaz, petrokimya ve elektrik alanlarını da kapsayabilecek daha geniş bir enerji iş birliği anlaşmasının en kısa sürede imzalanmasını hedeflediklerini açıkladı.

İş birliği yalnızca enerjiyle de sınırlı kalmayacak. Irak’ın yeniden inşasında Türk müteahhitlik sektörünün üstlenebileceği rol, sanayi bölgeleri, ulaştırma yatırımları ve artan ticaret hacmi de düşünüldüğünde iki ülke arasındaki ekonomik ilişkinin önümüzdeki yıllarda çok daha derinleşmesi bekleniyor.

Kısacası Türkiye ile Irak arasındaki ilişki güvenlik merkezli bir ortaklıktan ekonomik ortaklığa doğru evriliyor.

Ankara, Tahkim Dosyasını Stratejik Ortaklığa Dönüştürüyor

Bütün bu gelişmeler, Türkiye’nin Irak’a yaklaşık 1,5 milyar dolar tazminat ödemesine ilişkin tartışmalardan bağımsız değerlendirilemez.

Uluslararası Tahkim Mahkemesi, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin petrolünün Bağdat’ın onayı olmadan Ceyhan üzerinden yüklenmesi nedeniyle Türkiye’nin boru hattı anlaşmasını ihlal ettiğine hükmetmişti.

Mahkeme Irak lehine yaklaşık 2 milyar dolar, Türkiye lehine ise karşı talepler kapsamında yaklaşık 526,6 milyon dolar tutarında karar verdi. Mahsup sonrasında Türkiye’nin Irak’a ödemesi öngörülen net ana para 1 milyar 471 milyon 390 bin dolar olarak hesaplandı. Paris İstinaf Mahkemesi de Türkiye’nin tahkim kararının bir bölümünü iptal ettirme başvurusunu 10 Mart 2026’da reddetti. Bu kararın ardından kamuoyunda uzun süre Türkiye’nin bu parayı ödemek zorunda kalacağı yönünde değerlendirmeler yapıldı.

Oysa ben daha ilk günlerde bu dosyanın yalnızca hukuk çerçevesinde sonuçlanmayacağını, eninde sonunda diplomatik müzakerelerin devreye gireceğini yazmıştım. Çünkü devletler arasındaki ilişkiler mahkeme salonlarında değil, ortak çıkarların oluştuğu masalarda şekillenir.

Bugün ortaya çıkan tablo da bu değerlendirmeyi güçlendiriyor.

Bir tarafta Türkiye Kerkük’te üretim ortağı oluyor. Diğer tarafta Kalkınma Yolu hız kazanıyor. Yeni enerji iş birliği anlaşmaları hazırlanıyor. Petrol ticaretinin büyütülmesi hedefleniyor. Ticaret hacmini katlayacak projeler peş peşe hayata geçiriliyor. Böylesine kapsamlı bir stratejik ortaklık inşa edilirken, tarafların tahkim dosyasını da bu yeni ilişkinin ruhuna uygun şekilde ele alması şaşırtıcı olmayacaktır.

Ankara’daki zirvenin asıl önemi de burada yatıyor. Birkaç hafta öncesine kadar Türkiye-Irak ilişkileri yalnızca tahkim kararı üzerinden tartışılıyordu. Bugün ise gündemin merkezinde Kerkük’teki ortaklık, Kalkınma Yolu, enerji yatırımları ve yeni ticaret koridorları bulunuyor.

Uluslararası ilişkilerde kalıcı güç, tek bir davayı kazanmakla değil, oyunun kurallarını değiştirmekle elde edilir. Türkiye’nin Irak politikasında ortaya çıkan yeni tablo da tam olarak bunu gösteriyor. Ankara, geçmişin krizlerini geleceğin stratejik ortaklığına dönüştürmeye çalışıyor.

Eğer bu süreç aynı kararlılıkla ilerlerse, yalnızca Türkiye ile Irak ilişkileri değil, Orta Doğu’nun enerji ve ticaret haritası da yeniden şekillenebilir.

1.499
1
19

Bu makaleyi beğendiniz mi?

Bağımsız gazeteciliğe destek olun. Sponsor rozetinizi seçin.

Diğer makaleler

1 Yorum
Eskiler
En Yeniler

Çok teşekkür ederiz kıymetli yorumlarınız için.

Çalışmalarımı destekleyin
Rozetinizi seçin, sponsorlar arasına katılın.
1.499
1
19

Bağımsız çalışmalarımı destekleyin.

Bağımsız gazeteciliğe destek olun. Sponsor rozetinizi seçin.