Belçika ve Türkiye bayrakları, modern savaş gemileri, tersane görüntüsü, Belçika Savunma Bakanı Theo Francken ve Kraliçe Mathilde’in yer aldığı savunma iş birliği kolajı.

Belçika Türkiye’den Fırkateyn mi Almaya Hazırlanıyor?

Belçika’nın Hollanda ile ortak yürüttüğü Denizaltı Savunma Harbi Fırkateyni programı ciddi bir çıkmaza girdi. İlk planlamalara kıyasla maliyet tahminleri iki katı aşan seviyelere ulaşırken, Belçika’ya ait gemilerin teslimatının 2034’e kadar sarkabileceği belirtiliyor. Mevcut fırkateynlerinin kullanım ömrünün sonuna yaklaşması ise Brüksel’in daha fazla beklemesini zorlaştırıyor.

Bu nedenle Belçika Savunma Bakanı Theo Francken, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya ve Türkiye’deki üreticilerden fiyat, teslimat süresi ve sunulabilecek platformlar hakkında bilgi istemeye hazırlanıyor. Belçika’nın Hollanda ile yürüttüğü programda kalıp kalmayacağına ilişkin kararın Ekim ayında verilmesi bekleniyor. Henüz Türkiye lehine alınmış resmî bir karar bulunmasa da son aylarda yaşanan gelişmeler, Ankara’nın yalnızca seçeneklerden biri olmadığını, en güçlü adaylardan biri hâline geldiğini gösteriyor.

Belçika ile Türkiye arasındaki yakınlaşma yalnızca bu fırkateyn arayışıyla başlamadı. Kraliçe Mathilde, 10-14 Mayıs 2026 tarihlerinde 400’ü aşkın iş dünyası temsilcisinin de yer aldığı geniş bir ekonomik misyona başkanlık ederek Türkiye’yi ziyaret etti. Heyette Belçika Dışişleri Bakanı Maxime Prévot ile Savunma ve Dış Ticaret Bakanı Theo Francken’in de bulunması, ziyaretin sıradan bir ticaret gezisinden çok daha kapsamlı olduğunu ortaya koydu. Enerji, ulaştırma, dijitalleşmenin yanı sıra savunma ve havacılık sektörleri de görüşmelerin merkezinde yer aldı. Ziyaret sırasında iki ülkenin şirketleri arasında 33 anlaşmaya imza atılması, ilişkilerde yeni bir döneme girildiğinin en somut göstergelerinden biri oldu.

Belçika Türkiye’den Fırkateyn mi Almaya Hazırlanıyor?
Kraliçe Mathilde, 10-14 Mayıs 2026 tarihlerinde 400’ü aşkın iş dünyası temsilcisinin de yer aldığı geniş bir ekonomik misyona başkanlık ederek Türkiye’yi ziyaret etti.

Asıl dikkat çekici gelişme ise Theo Francken’in İstanbul’daki Sedef Tersanesi’ni ziyaret etmesiydi. Türkiye’nin askerî gemi üretim kapasitesini yerinde inceleyen Francken, dünyanın ABD ile Çin arasındaki deniz gücü yarışına odaklandığı sırada Türkiye’nin “sessizce bir deniz gücü hâline geldiğini” söyledi. Türk tersanelerinin denizaltıdan korvete, fırkateynden muhrip ve uçak gemisine kadar farklı sınıflarda platformları hızlı, kaliteli ve rekabetçi maliyetlerle üretebildiğini vurguladı. Bu açıklamalar bugün geriye dönüp bakıldığında yalnızca diplomatik bir övgü olarak değil, muhtemel bir tedarik sürecinin ön incelemesi olarak da okunabilir.

Belçikalı yetkililer Türkiye’nin imkânlarını yalnızca tersane ziyaretleriyle değerlendirmedi. MİLGEM Projesi kapsamında inşa edilen TCG Burgazada korveti, Temmuz ayında Belçika Donanmasının 80’inci kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Zeebrugge’de düzenlenen Navy Days etkinliğine katıldı. Böylece Belçika tarafı, Türk gemi inşa sanayisinin altyapısını Türkiye’de gördükten sonra aynı ailenin operasyonel bir savaş gemisini kendi limanında yakından inceleme fırsatı buldu. Tersane ziyareti, savunma görüşmeleri ve TCG Burgazada’nın Belçika’daki varlığı birlikte değerlendirildiğinde, Ankara seçeneğinin aylar öncesinden ayrıntılı biçimde incelendiği anlaşılıyor.

Yakınlaşmanın siyasi zemini de giderek güçleniyor. Belçika’nın Ankara Büyükelçisi Hendrik Van de Velde, Belçika Milli Günü resepsiyonunda ülkesinin Türkiye-AB Gümrük Birliği’nin güncellenmesini açık biçimde desteklediğini söyledi. Büyükelçi ayrıca Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin SAFE savunma mekanizmasına tam katılımından yana olduklarını belirterek, Türk savunma sanayisi olmadan Avrupa’nın ortak savunma kapasitesinin daha zayıf kalacağını ifade etti. Bu sözler, Brüksel’in Türkiye’ye artık yalnızca NATO’nun askerî gücü olarak değil, Avrupa’nın savunma üretim zincirinin önemli bir parçası olarak baktığını gösteriyor.

Türkiye’nin bu yarışta öne çıkmasının nedeni yalnızca siyasi yakınlaşma değil. MİLGEM programıyla savaş gemisi tasarlama, inşa etme ve sistem entegrasyonu konusunda önemli bir birikim oluşturuldu. Ada sınıfı korvetlerin ardından Türkiye’nin ilk millî fırkateyni TCG İstanbul hizmete girdi ve yedi İstif sınıfı fırkateynin inşa süreci devam ediyor. Türk şirketleri Pakistan, Ukrayna ve Malezya için korvet projeleri yürütürken, Portekiz Donanması için inşa edilen lojistik destek gemileri Türkiye’nin bir Avrupa Birliği ve NATO ülkesine gerçekleştirdiği ilk askerî gemi ihracatı oldu. Bu tablo, Türkiye’nin artık yalnızca kendi donanmasına gemi üreten bir ülke olmadığını; tasarım, teknoloji transferi, yerel üretim ve satış sonrası destek sunabilen uluslararası bir tedarikçiye dönüştüğünü gösteriyor.

Elbette Belçika’nın önünde beş farklı ülke ve çok sayıda platform seçeneği bulunuyor. Bu nedenle Türkiye’den fırkateyn alınacağı bugün için kesinleşmiş değil. Ancak fiyatların kontrolden çıktığı, teslimatın 2034’e sarktığı ve Belçika Donanmasının yeni gemilere acilen ihtiyaç duyduğu bir ortamda Türkiye; üretim hızı, rekabetçi maliyetleri, NATO standartlarına uyumu ve esnek iş birliği modelleriyle güçlü bir alternatif sunuyor.

Bu nedenle Belçika’nın Hollanda ile yaşadığı fırkateyn çıkmazından sonra Türkiye’ye yönelme ihtimali oldukça yüksek görünüyor. Ekim ayında verilecek karar, yalnızca yeni savaş gemilerinin nereden alınacağını değil, Türkiye’nin Avrupa savunma pazarındaki yeni konumunu da belirleyecek.

464
0
7

Bu makaleyi beğendiniz mi?

Bağımsız gazeteciliğe destek olun. Sponsor rozetinizi seçin.

Diğer makaleler

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler
Çalışmalarımı destekleyin
Rozetinizi seçin, sponsorlar arasına katılın.
464
0
7

Bağımsız çalışmalarımı destekleyin.

Bağımsız gazeteciliğe destek olun. Sponsor rozetinizi seçin.