Ukrayna’ya Patriot Üretim İzni, Türkiye’ye F-35 Yasağı

Ukrayna’ya Patriot Üretim İzni, Türkiye’ye F-35 Yasağı

ABD’nin Ukrayna’ya Patriot önleme füzelerinin lisanslı üretimi için kapı açması, Türkiye’nin yıllardır F-35 programının dışında tutulmasını yeniden tartışmaya açtı. NATO üyesi olmayan Ukrayna, Batı’nın en ileri hava savunma sistemlerinden birinin üretim ortağı olmaya hazırlanırken, ittifakın en büyük ordularından birine sahip Türkiye kendi katkı sunduğu F-35 projesine hâlâ geri dönemiyor.

Elbette iki dosya teknik açıdan aynı değil. Washington, Rus yapımı S-400 sistemlerinin F-35 uçaklarının elektronik ve görünmezlik özellikleri hakkında veri toplayabileceğini savunuyor. Ancak aradan geçen yıllara rağmen Türkiye ile karşılıklı güvene dayalı bir çözüm geliştirilememesi, meselenin artık yalnızca teknik olmadığını gösteriyor.

Türkiye F-35 programında sıradan bir müşteri değildi. Projeye mali katkı sağladı, Türk şirketleri yüzlerce parçanın üretimini üstlendi ve teslim edilmesi planlanan uçaklar için ödeme yaptı. Buna rağmen Ankara programdan çıkarıldı, uçaklar teslim edilmedi ve savunma sanayisine yaptırım uygulandı. S-400 alımı Türkiye açısından ağır sonuçlar doğurdu. Ancak verilen cezanın ölçüsü ve süresi, teknik gerekçelerin ötesine geçen siyasi bir dışlama izlenimi yaratıyor.

Ukrayna örneği ise Batı’nın stratejik bir ihtiyaç gördüğünde teknoloji paylaşımının önündeki engelleri aşabildiğini ortaya koyuyor. Savaş hâlindeki bir ülkede üretim tesislerinin güvenliği, hassas teknolojinin korunması ve tedarik zincirinin sürdürülebilirliği ciddi riskler taşıyor. Buna rağmen Washington çözüm arıyor. Çünkü Ukrayna’nın hava savunması bugün Batı açısından öncelikli bir mesele.

Türkiye söz konusu olduğunda ise aynı siyasi esneklik uzun süredir gösterilmiyor. S-400’lerin aktif edilmemesi, NATO denetiminde tutulması, üçüncü bir ülkede depolanması veya tamamen devre dışı bırakılması gibi seçenekler tartışıldı. Fakat dosya, çözülmesi gereken bir güvenlik sorunu olmaktan çıkıp Türkiye üzerinde baskı kurmaya yönelik kalıcı bir siyasi araca dönüştü.

Bu tablo, NATO içindeki kuralların her ülkeye aynı şekilde uygulanmadığını gösteriyor. Stratejik olarak vazgeçilmez görülen ülkeler için yeni formüller üretilirken, Türkiye’den sürekli yeni tavizler bekleniyor. Ankara’nın jeopolitik önemi kabul ediliyor, ordusu ve savunma sanayisi övülüyor; fakat aynı Türkiye karar alma ve teknoloji paylaşımı süreçlerinde eşit ortak olarak görülmüyor.

Hâl böyleyken Türkiye F-35 programına yalnızca uçak satın alan bir müşteri olarak değil, üretime, bakıma ve teknolojiye katkı sunan eski ortak statüsüyle dönmelidir. Aksi hâlde NATO üyesi olmayan ülkeler Batı’nın ileri savunma sistemlerinde ortaklık kazanırken, ittifakın en eski üyelerinden biri kendi katkıda bulunduğu projenin dışında tutulmaya devam edecektir.

520
2
10

Bu makaleyi beğendiniz mi?

Bağımsız gazeteciliğe destek olun. Sponsor rozetinizi seçin.

Diğer makaleler

2 Yorum
Eskiler
En Yeniler

Ukrayna Rusya’ya karşı harcanabilecek bir ülke iken Türkiye öyle değil. Kolay kolay söz geçiremiyorlar. Yutamayacak kadar da büyük bir ülke. S400 konusu iç meseledir. Türkiye’nin iç meselesini mevzu bahis bile yapmaması gerekir. (yapmadı da zaten)AB iki yüzlü politikasını sürdürdükçe Rusya gibi ülkeler yer/yutar.ABD geleceklerinde olmayacak. Türkiye askeriyle, savunma sanayisiyle kendi kendine yetebilecek konuma gelmişken AB yetemiyor. Bize muhtaçlar ama bize düşmanlıklarına da devam ediyorlar. Kendileri bilir.

Sitenizi çok beğendim.
Size çok yakıştı Öznur Hanım.
Başarılarınızın devamını
diliyorum.
🌸🌸🌸🌴🖐️😃🌴🌸🌸🌸

Çalışmalarımı destekleyin
Rozetinizi seçin, sponsorlar arasına katılın.
520
2
10

Bağımsız çalışmalarımı destekleyin.

Bağımsız gazeteciliğe destek olun. Sponsor rozetinizi seçin.