Mehter takımı, Yeniçeriler, Osmanlı mimarisi, Avrupa kraliyet muhafızları, taç ve tahtın yer aldığı editoryal kolaj

"Artık Reddi Miras Yapan Bir Türkiye Yok"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Mehter Marşı’ndan, Yeniçeri’den ve merasimlerin tarihimize yaraşır biçimde icra edilmesinden rahatsız olanlara şunu hatırlatıyorum: Artık reddi miras yapan bir Türkiye yok” dedi. Bu sözler yalnızca NATO Zirvesi’ndeki karşılama törenine yöneltilen eleştirilere verilmiş bir cevap değil, Türkiye’de uzun yıllardır devam eden önemli bir kimlik sorununa da işaret ediyor.

Avrupa’da bugün hâlâ 12 egemen monarşi bulunuyor. Krallar, kraliçeler, prensler ve prensesler devlet törenlerinde geleneksel kıyafetleriyle yer alıyor; taç giyme törenleri milyonlarca kişi tarafından izleniyor. Kral Charles’ın tacıyla tahtından dünyaya seslenmesi, Buckingham Sarayı’nın muhafızları veya Avrupa’daki hanedanların yüzyıllık gelenekleri “Orta Çağ kalıntısı” olarak küçümsenmiyor. Tam tersine bunlar tarih, kültür ve devlet geleneği olarak sunuluyor. Türkiye’de de bu törenleri hayranlıkla izleyen, Kate Middleton’ın kıyafetlerini, Lady Diana’nın hayatını ve İngiliz Kraliyet Ailesi’nin en küçük ayrıntılarını yakından takip eden geniş bir kesim var.

Ancak aynı kesim, konu Türkiye’nin kendi tarihî mirasına geldiğinde birdenbire büyük bir rahatsızlık duyuyor. Ankara’daki NATO Liderler Zirvesi sırasında Mehter Marşı’nın çalınması ve tören kıtasında Yeniçeri kıyafetli askerlerin yer alması bu rahatsızlığı açık biçimde ortaya çıkardı. Yabancı liderlerin büyük ilgi gösterdiği ve uluslararası basında geniş yer bulan karşılama töreni, Türkiye’de bazı çevreler tarafından “gösteriş”, “gericilik” ve “Orta Çağ özlemi” olarak yorumlandı. İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir’in Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ni ilgiyle incelediği görüntüler sosyal medyada yayılırken, onun bu ilgisini küçümsemek için “2026’dan Orta Çağ’a gelince şaşırmıştır” diyenler bile oldu. Oysa aynı kişiler, bir Avrupa sarayında düzenlenen gösterişli bir töreni hayranlıkla izlemekte hiçbir çelişki görmüyor.

Buradaki mesele monarşi ile cumhuriyet arasında bir tercih yapmak değil. Osmanlı İmparatorluğu sona erdi, Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Osmanlı tarihine, mimarisine, müziğine veya askerî geleneklerine sahip çıkmak; saltanatı geri getirmek ya da Yeniçeri Ocağı’nı yeniden kurmak anlamına gelmiyor. İngiltere’nin tarihî muhafızlarını sergilemesi nasıl parlamenter sistemi ortadan kaldırmıyorsa, Türkiye’nin Mehter’i ve Yeniçeri kıyafetlerini bir devlet töreninde kullanması da Cumhuriyet’i zayıflatmaz. Cumhuriyet, geçmişimizi inkâr ederek değil, o geçmişin üzerine yeni bir devlet kurarak var oldu.

Osmanlı, yüzyıllar boyunca üç kıtada hüküm sürmüş, yalnızca savaşlarıyla değil; diplomasisi, mimarisi, mutfağı, kıyafetleri ve saray kültürüyle de Avrupa’yı etkilemiş büyük bir medeniyetti. Avrupa’da Osmanlı yaşam tarzına duyulan ilgi öylesine büyüktü ki kıyafetlerden eşyalara kadar geniş bir alanda “Türk modası” oluştu. Avrupa diplomasisi Osmanlı yönetim merkezini “Sublime Porte”, yani “Yüce Kapı” olarak adlandırdı. Kanuni Sultan Süleyman Batı’da “Muhteşem Süleyman” olarak anıldı. Osmanlı elçilerinin Avrupa saraylarındaki kabulleri başlı başına büyük diplomatik olaylara dönüştü. Bugün bile Yeniçeriler ve Mehter, dünya askerî tarihi içinde incelenmeye devam ediyor.

"Artık Reddi Miras Yapan Bir Türkiye Yok"
Osmanlı yaşam biçimi ve kıyafetleri, Avrupa saraylarında büyük hayranlık uyandırıyordu.

Peki dünyanın yüzyıllardır hayranlık duyduğu bu miras, Türkiye’de neden bazı insanlarda böylesine büyük bir tepki doğuruyor? Çünkü ülkemizde modernleşmeyi kendi geçmişinden kopmakla karıştıran bir anlayış hâlâ etkisini sürdürüyor. Batı’ya ait olan her sembolü zarafet, modernlik ve kültür göstergesi sayarken, kendi tarihinden gelen her unsuru gericilik olarak gören bu bakış açısı, ilericilikten çok zihinsel bir yabancılaşmayı ifade ediyor. Başka milletlerin geçmişine hayran olup kendi geçmişinden utanmak çağdaşlık değil, özgüven eksikliğidir.

İngiliz işgali bu topraklarda kalıcı olamadı; fakat Batı karşısındaki zihinsel teslimiyet bazı zihinlerde devam ediyor. Türkiye, başkalarının krallarına, saraylarına ve törenlerine hayranlık duyup kendi şanlı tarihinden utanan bir ülke değil. Mehter de bizim, Cumhuriyet de. Yeniçeri de tarihimizin parçası, modern Türk ordusu da.

Artık reddi miras yapan bir Türkiye olmaması tam olarak budur: Geçmişe geri dönmek değil, geçmişiyle gurur duyarak geleceğe yürümek.

626
5
17

Bu makaleyi beğendiniz mi?

Bağımsız gazeteciliğe destek olun. Sponsor rozetinizi seçin.

Diğer makaleler

5 Yorum
Eskiler
En Yeniler

Çok güzel ve değerli bir yazı olmuş. Teşekkürler.🌸

İnsanların kafasına ne giydigiyle ilgilenmek yerine, kafasının içindeki fikirlerle ilgilensek kıyafeti yerine bilgisi ve birikimine, bu bilgi ve birikimlerini hangi istikamette kullandığıyla ilgilensek çok daha isabetli olur diye düşünüyorum.

🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🙋🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷

Hayırlı bereketli günler Öznur bacım nasılsın inşallah yorumlarımı okuyorsundun
Kimlikte ve surette bizden görünüp sirette ise gavur oğlu gavur olan bu nadanlardan bıktık usandık çok şükür ki kel aynak gibi kaldılar fakat sesleri çok çıkıyor
Bu nadanlar 1920’li yıllarda Kamal Paşa’nın (Atatürk) Selanik’ten getirdiği ve bir gecede Müslüman Türk vatandaşlığı verilen gavurların torunlarıdır kimse bunların aslını astarını araştırıyor çok şükür devran döndü milletimiz ve devletimiz hüviyeti asliyesine dönüyor yakın bir gelecekte hakiki benliğine dönüp tarihi ile barışık ceddine sahip İMPARATORLUK aklıyla idare edilen bir devlet olacağız inşallah

Yeniçeri’den, eski tarihimizden utananlar+rahatsız olanlar bizden değildir. Geçmiş geçmişte kalsa da etkileri hala devam ediyor. Tarihimizle barışık olmak zorundayız. NATO Toplantısı’nda bizim kültürümüzü yansıtan Yeniçeri ve eski Türk askeri kıyafetli askerlerimizin gösterilmesi Dünya’ya söylenen bir sözdü. Biz tarihimizden utanmıyoruz, gurur duyuyoruz. Biz buyuzun mesajıydı. Avrupalı liderler ve Amerikan Başkanı ilgiyle baka baka gittiler. Bizim içimizdekiler Avrupa sevdalısı olmaya devam etsin.

Çalışmalarımı destekleyin
Rozetinizi seçin, sponsorlar arasına katılın.
626
5
17

Bağımsız çalışmalarımı destekleyin.

Bağımsız gazeteciliğe destek olun. Sponsor rozetinizi seçin.