Gazze’de 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ilk aşaması; esir takası, insani yardımların artırılması ve çatışmaların azaltılmasını hedefliyordu. Ancak geçen süreçte İsrail’in operasyonları tamamen durmadı, yardım girişlerine yönelik kısıtlamalar sürdü ve taraflar birbirlerini yükümlülüklerini yerine getirmemekle suçladı. Buna rağmen uluslararası arabulucular müzakereleri devam ettirdi ve ateşkesin ikinci aşamasının tamamlanmasına yönelik 15 maddelik yeni bir yol haritası hazırlandı.
İkinci aşama, yalnızca çatışmaların sona ermesini değil, savaş sonrası Gazze’nin nasıl yönetileceğini de belirlemeyi amaçlıyor. Yol haritasına göre ilk 14 günlük süreçte uygulama takvimi oluşturulacak. Gazze’nin sivil yönetimi teknokratlardan oluşan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’ne devredilecek. Uluslararası İstikrar Gücü sahadaki güvenliği desteklerken, Uluslararası Doğrulama Komitesi ise tarafların anlaşmaya uyup uymadığını denetleyecek.
Plan; saldırıların tamamen durdurulmasını, insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını, yeniden imar çalışmalarının başlamasını ve silahlı grupların silahsızlandırılmasını öngörüyor. Hamas’ın elindeki silahların ise doğrudan imha edilmesi değil, Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin denetimine alınması planlanıyor.
Hamas ve diğer Filistinli gruplar öneriye olumlu yaklaştıklarını açıkladı. Ancak Hamas, ikinci aşamanın uygulanmasını İsrail’in saldırıları durdurmasına, birinci aşamadaki taahhütlerini yerine getirmesine ve uygulama takviminin netleştirilmesine bağlıyor. Bu nedenle Hamas’ın tamamen silah bırakacağı yönünde kesinleşmiş bir anlaşmadan söz etmek henüz mümkün değil.
İsrail ise yol haritasındaki üç kritik maddeye itiraz ediyor. İlk olarak, saldırılarını tamamen durdurmayı kabul etmiyor. Tel Aviv yönetimi, Uluslararası İstikrar Gücü’nün görev yapacağı bölgelerde dahi gerekli gördüğünde askerî operasyon düzenleme hakkını korumak istiyor.
İkinci itiraz, Hamas’ın silahlarının geleceğine ilişkin. Yol haritası silahların denetim altına alınmasını öngörürken, İsrail bunların tamamen imha edilmesini talep ediyor.
İsrail’in Türkiye İtirazı
İsrail’in üçüncü itirazı ise Türkiye’nin süreçte üstleneceği rolle ilgili. Tel Aviv yönetimi, anlaşmanın uygulanmasını denetleyecek Uluslararası Doğrulama Komitesi’nde Türkiye ve Katar’ın yer almasını istemiyor.
Bununla da yetinmeyen İsrail, Türkiye’nin Uluslararası İstikrar Gücü bünyesinde Gazze’de asker bulundurmasına da karşı çıkıyor. Başka bir ifadeyle Tel Aviv, Türkiye’nin hem siyasi denetim mekanizmasında hem de sahada askerî aktör olarak yer almasını istemiyor.
Bu tutumun arkasında yalnızca güvenlik kaygıları bulunmuyor. Türkiye’nin Filistin meselesindeki diplomatik ağırlığı, Hamas dâhil farklı aktörlerle diyalog kurabilmesi ve savaş sonrası dönemde üstlenebileceği rol, İsrail açısından stratejik bir rahatsızlık oluşturuyor. Bu nedenle Ankara’nın süreçten dışlanması, savaş sonrası Gazze’nin siyasi ve güvenlik mimarisini şekillendirme mücadelesinin bir parçası olarak değerlendirilebilir.
Sonuç olarak ikinci aşama için hazırlanan yol haritası, Gazze’de kalıcı barışın önünü açabilecek önemli bir fırsat sunuyor. Ancak İsrail’in saldırıları tamamen durdurmayı reddetmesi, Hamas’ın silahlarının geleceğine ilişkin anlaşmazlık ve Türkiye’nin süreçteki rolüne yönelik itirazlar, müzakerelerin en kritik aşamasının henüz geride kalmadığını gösteriyor. Gazze’de gerçek barış, yalnızca ateşkesin ilan edilmesiyle değil, tarafların üzerinde uzlaştıkları kurallara eksiksiz uymasıyla mümkün olacak.