Netanyahu'nun Koltuğu Sallantıda mı?

Netanyahu'nun Koltuğu Sallantıda mı?

İsrail, Ekim 2026 seçimlerine yalnızca yeni bir hükümet arayışıyla değil, 7 Ekim’in siyasi mirasıyla gidiyor. Netanyahu hâlâ güçlü; ancak artık yenilmez değil. Gazze savaşının ağır bilançosu, rehineler meselesi, uluslararası yalnızlaşma ve karşısına çıkan güçlü rakipler, İsrail Başbakanı’nı hem içeride hem dışarıda sıkıştırıyor.
Netanyahu'nun Koltuğu Sallantıda mı?

İsrail’de halkın en geç 27 Ekim 2026’da sandığa gitmesi bekleniyor. Bu süreç, 7 Ekim 2023 saldırıları ve Gazze’deki uzun savaşın ardından ülkenin karşı karşıya kaldığı ilk büyük siyasi sınav olacak. Halk, sandıkta yalnızca partiler arasında bir tercih yapmayacak; Netanyahu’nun liderliğine, güvenlik anlayışına ve krizleri yönetme biçimine yönelik tepkisini de ortaya koyacak.

Netanyahu’nun karşısındaki tek tehlike Likud’un zayıflaması değil. Likud hâlâ İsrail siyasetinin en güçlü partilerinden biri. Ancak İsrail’de seçim kazanmak tek başına hükümet kurmaya yetmiyor; 120 sandalyeli Knesset’te iktidar için 61 sandalyelik çoğunluğa ulaşmak gerekiyor. Netanyahu açısından asıl risk de burada başlıyor: Likud sandıktan birinci parti olarak çıksa bile hükümet kuracak çoğunluğu sağlayamayabilir.

7 Ekim’in gölgesi Netanyahu’nun üzerinde

Netanyahu yıllardır kendisini İsrail’in güvenlik garantisi olarak sundu. Ancak 7 Ekim saldırıları bu imajı ağır biçimde zedeledi. Ardından gelen Gazze savaşı da Netanyahu’ya beklediği siyasi zaferi getirmedi. Hamas tamamen tasfiye edilemedi, rehineler meselesi uzun süre çözülemedi, savaşın insani ve diplomatik maliyeti büyüdü.

Reuters, İsrail seçmeninin 7 Ekim travması ve Gazze, Lübnan ve İran’da yürütülen “yıkıcı ama sonuçları tartışmalı” savaşların ardından ilk kez sandığa gideceğini yazıyor. İsrail kamuoyunda temel soru artık şu: Netanyahu İsrail’i daha güvenli hâle mi getirdi, yoksa ülkeyi daha derin bir güvenlik krizinin içine mi soktu?

Rehinelerin aileleri ve 7 Ekim mağdurlarının yakınları bu tartışmanın merkezinde yer alıyor. İsrail’de 7 Ekim’in 1000. günü anılırken, kurban ve rehine ailelerinin kurduğu gruplar, devlet komisyonu kurulmasını ve siyasi sorumluluğun araştırılmasını talep etti. Bu talep Netanyahu için oldukça kritik bir anlam taşıyor; çünkü artık karşısında yalnızca muhalefet partileri değil, savaşın bedelini doğrudan yaşamış aileler de var.

Netanyahu’nun içeride karşı karşıya olduğu bir diğer açmaz, aşırı sağ ve ultra-Ortodoks ortaklarına olan bağımlılığı. Gazze savaşı, rehine krizi, zorunlu askerlik tartışmaları ve yargı krizi, İsrail toplumundaki fay hatlarını daha da görünür hâle getirdi. Bir tarafta “güvenlik için birlik” çağrıları yükselirken, diğer tarafta hükümetin ideolojik ve dini ortaklarına dayanan kırılgan koalisyon yapısı varlığını sürdürüyor.

İçeride sert rekabet, dışarıda yalnızlık

Netanyahu’nun karşısındaki en dikkat çekici isim Gadi Eisenkot. Eski Genelkurmay Başkanı olan Eisenkot, güvenlik kimliği güçlü, sertlikten kaçınmayan ama Netanyahu kadar yıpranmamış bir figür. Üstelik oğlunu Gazze’de kaybetmiş olması, onu savaşın bedelini kişisel olarak yaşamış bir lider profiline dönüştürüyor. Reuters ve AP, Eisenkot’un yeni partisi Yashar’ın anketlerde yükseldiğini ve Netanyahu için en ciddi rakiplerden biri hâline geldiğini aktarıyor.

Son anketlerde Eisenkot’un Yashar partisi, Netanyahu’nun Likud’u ile başa baş görünüyor. Maariv anketine göre Yashar ve Likud 21’er sandalye seviyesine ulaşırken, Netanyahu’nun mevcut koalisyon bloğu çoğunluğun altında kaldı. Bu tablo Netanyahu açısından kritik bir gerçeğe işaret ediyor: Seçimi kaybetmesi için Likud’un çökmesi gerekmiyor; sağ bloğun 61’e ulaşamaması yeterli.

Naftali Bennett ve Yair Lapid’in “Birlikte” (Together) ittifakı da Netanyahu karşıtı cephede önemli bir aktör. Bennett sağ kökenli, Lapid ise merkez seçmene hitap ediyor. Bu ikili daha önce Netanyahu’yu iktidardan uzaklaştıran formülün parçasıydı. Ancak bugün muhalefetin sorunu aday eksikliği değil, parçalanma riski. Eisenkot, Bennett, Lapid ve Lieberman gibi isimler Netanyahu karşıtlığında birleşse de seçim sonrasında ortak ve istikrarlı bir hükümet kurabilecekler mi, asıl soru bu.

Dış cephede de Netanyahu’nun manevra alanı giderek daralıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Kasım 2024’te Netanyahu hakkında tutuklama emri çıkarması, İsrail Başbakanı’nın uluslararası meşruiyet sorununu daha da derinleştirdi. Buna Birleşmiş Milletler kaynaklı rapor ve açıklamalarda İsrail’in Gazze ve Filistin topraklarındaki eylemlerine ilişkin savaş suçu, insanlığa karşı suç, etnik temizlik ve soykırım suçlamalarının giderek daha açık biçimde dile getirilmesi de eklendi. Bu tablo, Netanyahu’nun yalnızca iç politikada değil, uluslararası alanda da giderek daha fazla baskı altında olduğunu gösteriyor.

Bu baskıya, Trump ile yaşanan gerilim de eklendi. Özellikle İran dosyasında Netanyahu daha sert bir çizgi isterken, Trump’ın savaşı sınırlama ve anlaşma arayışı iki lideri karşı karşıya getirdi.

Bu durum Netanyahu’nun yıllardır kullandığı en güçlü argümanlardan birini zayıflatıyor: “Washington’ı en iyi ben yönetirim.” Eğer Trump ile mesafe açılırsa, Netanyahu’nun dış politika üstünlüğü de tartışmalı hâle gelir.

Fakat Netanyahu’nun gitmesi, İsrail’in otomatik olarak daha ılımlı bir çizgiye geçeceği anlamına gelmez. Eisenkot da Bennett de güvenlik konusunda sert figürler. Lapid daha merkezci bir söylem benimsese de Filistin meselesinde cesur bir barış vizyonu bugün İsrail siyasetinin merkezinde yer almıyor.

Bu yüzden Ekim 2026 seçimlerinin asıl sorusu yalnızca “Netanyahu gider mi?” olmayacak. Daha kritik soru şu olacak: Netanyahu sonrası İsrail gerçekten değişecek mi, yoksa aynı güvenlikçi siyaset bu kez daha yeni yüzlerle mi devam edecek? Bu sorunun cevabı yalnızca İsrail’in değil, bütün bölgenin geleceğini şekillendirecek.

414
1
51

Bu makaleyi beğendiniz mi?

Bağımsız gazeteciliğe destek olun. Sponsor rozetinizi seçin.

Diğer makaleler

1 Yorum
Eskiler
En Yeniler

Net gitse de gitmese de, diğer liderler gelse de gelmese de Filistin-Gazze konusundaki fikirleri ve Arz-ı Mev’ud istekleri değişmeyecek. Bizim için, bölge için ve Dünya insanlığı için yine risk oluşturacaklar.

Çalışmalarımı destekleyin
Rozetinizi seçin, sponsorlar arasına katılın.
414
1
51

Bağımsız çalışmalarımı destekleyin.

Bağımsız gazeteciliğe destek olun. Sponsor rozetinizi seçin.