Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın Türkiye ve Filistin bayrakları, Kudüs ve İstanbul siluetleri önünde yer aldığı kolaj.

Mahmud Abbas Neden Türkiye’ye Geliyor?

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın 11-13 Ağustos tarihlerinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetiyle Türkiye’ye gerçekleştireceği ziyaret, Gazze’nin geleceğinin tartışıldığı kritik bir döneme denk geliyor. İletişim Başkanı Burhanettin Duran’ın açıklamasına göre 12 Ağustos’ta yapılacak Erdoğan-Abbas görüşmesinde Filistin’deki son gelişmeler, ikili ilişkiler ve bölgesel meseleler ele alınacak. Ancak ziyaretin zamanlaması, Ankara’da Gazze’nin savaş sonrası siyasi ve güvenlik düzeninin de önemli bir gündem maddesi olacağını düşündürüyor.

Gazze’de bugün en kritik meselelerden biri Hamas’ın silahsızlandırılması. İsrail, Gazze’ye ilişkin barış planının bazı önemli maddelerine itiraz ederken, özellikle İsrail ordusunun çekilmesini Hamas’ın tamamen silahsızlandırılması şartına bağlıyor. Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov da İsrail’in Channel 12 kanalına yaptığı açıklamada, 15 maddelik ikinci aşama yol haritası kapsamında Hamas’ın tamamen silahsızlanması halinde İsrail’in Gazze’de işgal ettiği bölgelerden kademeli olarak çekileceğini söyledi. Mladenov ayrıca planın temel amacının Gazze’nin bir daha İsrail’in güvenliği açısından tehdit oluşturmamasını garanti altına almak olduğunu vurguladı.

Bu açıklama, Hamas’ın silahsızlandırılmasının yalnızca planın maddelerinden biri değil, ikinci aşamanın ilerleyebilmesi için temel koşullardan biri haline geldiğini gösteriyor. Üstelik Mladenov bu değerlendirmeyi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Gazze Barış Kurulu tarafından sunulan planı reddettiğini açıklamasının ardından yaptı. Dolayısıyla tartışma artık yalnızca ateşkesin sağlanmasıyla sınırlı değil; Hamas’ın silahlarının ne olacağı, İsrail ordusunun hangi takvimle çekileceği ve Gazze’de güvenliği kimin sağlayacağı soruları sürecin merkezine yerleşmiş durumda.

Mahmud Abbas açısından bu tartışma ayrıca önem taşıyor. Hamas’ın Gazze’deki askerî hâkimiyetinin sona ermesi halinde ortaya çıkacak siyasi boşluğun nasıl doldurulacağı, Filistin Yönetimi’nin Gazze’de yeniden rol üstlenip üstlenmeyeceği ve Gazze ile Batı Şeria’nın ortak bir siyasi yapı altında birleştirilmesi doğrudan Abbas yönetimini ilgilendiriyor.

Üstelik Abbas’ın ziyareti öncesinde İstanbul’da dikkat çekici bir temas daha gerçekleşti. MİT Başkanı İbrahim Kalın, Hamas liderliğiyle bir araya gelerek Gazze barış planının ikinci aşamasına ilişkin yol haritasını görüştü. Bu temas, Türkiye’nin Hamas’la Gazze’de kurulması planlanan yeni düzen konusunda doğrudan görüşmeler yürüttüğünü gösteriyor. Hemen ardından Abbas’ın Türkiye’ye geliyor olması ise Ankara’nın hem Hamas hem de Filistin Yönetimi ile eş zamanlı bir diplomasi yürüttüğüne işaret ediyor.

Lübnan’dan Gazze’ye Türkiye formülü devreye girebilir

Ziyareti daha dikkat çekici hâle getiren ise Türkiye’nin son dönemde bölgedeki silahsızlanma ve güvenlik dosyalarında giderek daha fazla gündeme gelmesi. Lübnan gazetesi En-Nehar, geçtiğimiz günlerde Hizbullah’ın ağır silahlarının Türkiye ve İran’ın gözetiminde İran’a gönderilmesini öngören bir formülün Erdoğan ile Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn arasındaki görüşmede ele alındığını iddia etmişti. Aynı haber çerçevesinde Türkiye’nin Lübnan’ın güneyinin gelecekteki güvenlik düzeninde rol üstlenebileceği de gündeme gelmişti.

Şimdi Mahmud Abbas’ın Ankara’ya gelmesi, benzer bir rolün Gazze konusunda da tartışılıp tartışılmayacağı sorusunu beraberinde getiriyor. Türkiye, Hamas ile temas kurabilen bölgesel aktörlerden biri olmasının yanı sıra Filistin Yönetimi ile de yakın ilişkilere sahip. Bu durum Ankara’ya Hamas’ın silahsızlandırılması, Gazze’nin gelecekteki yönetimi ve savaş sonrası güvenlik mekanizması konusunda taraflar arasında rol oynayabilecek özel bir diplomatik alan açabilir.

Tam da bu sırada İsrail basınında Türkiye konusunda yükselen uyarılar dikkat çekiyor. i24NEWS’in 11 Ağustos tarihli haberinde, İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi eski Başkanı Meir Ben-Shabbat, Türkiye ile İsrail arasındaki “çatışma riskinin arttığını” savunarak Ankara’nın özellikle Suriye’de ve bölgede büyüyen nüfuzuna karşı İsrail yönetimini temkinli olmaya çağırdı. İsrail güvenlik çevrelerinde Türkiye’nin bölgesel ağırlığının giderek daha açık biçimde tartışılması ile Ankara’nın Lübnan ve Gazze gibi iki kritik dosyada potansiyel aktör olarak öne çıkması aynı döneme denk geliyor. Üstelik Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan ile imzaladığı Mekke Anlaşması’yla bölgesel güvenlik mimarisini yeniden şekillendirmeye başladığını da hatırlatmak gerekiyor.

Bu nedenle Abbas’ın Türkiye ziyareti, rutin bir diplomatik temasın ötesinde anlam taşıyabilir. Ankara’nın önünde son derece hassas bir denklem bulunuyor: Hamas’ın silahsızlandırılması meselesini Filistinliler arasında yeni bir çatışmaya dönüştürmeden çözmek, İsrail’in Gazze’den çekilmesini sağlayacak güvenlik mekanizmasının kurulmasına katkıda bulunmak ve Filistin Yönetimi’ni Gazze’nin geleceğine yeniden dahil etmek.

Geçtiğimiz günlerde Hizbullah’ın silahsızlandırılması konusunda Türkiye’nin gözetiminde bir formülün gündeme geldiği iddiası doğruysa, Abbas’ın Ankara ziyareti bu açıdan daha da önem kazanıyor. Türkiye, Suriye ve Lübnan’ın ardından Gazze’nin gelecekteki güvenlik mimarisinde de devreye girmeye hazırlanıyor olabilir.

252
0
9

Bu makaleyi beğendiniz mi?

Bağımsız gazeteciliğe destek olun. Sponsor rozetinizi seçin.

Diğer makaleler

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler
Çalışmalarımı destekleyin
Rozetinizi seçin, sponsorlar arasına katılın.
252
0
9

Bağımsız çalışmalarımı destekleyin.

Bağımsız gazeteciliğe destek olun. Sponsor rozetinizi seçin.