Beyaz fonda Macron, mavi Fransa haritası, savaş uçağı, petrol tesisleri ve Sarı Yeleklilerden oluşan kolaj.

Fransa: Macron Neden Acil Güvenlik Toplantısı Düzenledi?

Rusya ile artan gerilim ve Orta Doğu’daki savaşların enerji fiyatlarına yansıması, Fransa’yı hem güvenlik hem de ekonomi açısından zorluyor. Macron’un siyasi liderleri Élysée’de toplaması, dış tehditlerin içeride yeni bir toplumsal krize dönüşmesini önleme arayışı olarak da okunabilir.
Beyaz fonda Macron, mavi Fransa haritası, savaş uçağı, petrol tesisleri ve Sarı Yeleklilerden oluşan kolaj.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 18 Eylül’de siyasi parti liderlerini ve cumhurbaşkanlığına aday isimleri Élysée Sarayı’nda bir araya getirdi. Askerî yetkililer ve istihbarat temsilcilerinin de katıldığı toplantının gündeminde, Ukrayna ve Orta Doğu’daki savaşların Fransa’nın güvenliği ile enerji tedarikine etkileri vardı. Siyasi aktörlere, cumhurbaşkanının elindeki bilgilerin aktarılması amaçlandı.

Toplantının zamanlaması dikkat çekici. Bir yanda 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerine yaklaşılırken, diğer yanda hükümetin yaklaşık 54 milyar avroluk bütçe çabası sert tartışmalar yaratıyor. Ekimde başlayacak bütçe süreci öncesinde ulusal güvenlik gündeminin siyasi liderlerle paylaşılması, ekonomik tercihler ile dış politika arasındaki bağın giderek güçlendiğini gösteriyor.

Macron’un asıl sınavı, dış tehditlerle içerideki geçim krizini aynı anda yönetmek

Fransa’nın karşı karşıya olduğu temel sorun, güvenlik ihtiyaçları artarken bunları karşılayacak ekonomik ve toplumsal dayanıklılığın zorlanması. Dışarıdaki tehditler daha fazla savunma harcaması gerektiriyor; içeride yükselen hayat pahalılığı ise daha fazla destek talebi doğuruyor. Hükümet, bu iki ihtiyacı bütçe açığını azaltma hedefiyle bağdaştırmak zorunda.

Güvenlik boyutunda Rusya ile ilişkiler belirleyici. Macron’un Şubat 2024’te Ukrayna’ya Batılı askerlerin gönderilmesi ihtimalini dışlamaması, Putin’in nükleer çatışma riskini hatırlatan açıklamasıyla karşılandı. Aynı yılın haziranında Lavrov, Ukrayna’ya gönderilecek Fransız askerî eğitmenlerin Rus ordusu açısından hedef sayılacağını söyledi. Bu gelişmeler, Paris ile Moskova arasındaki anlaşmazlığın doğrudan karşılaşma ihtimalini de içeren bir gerilime dönüştüğünü gösterdi.

Enerji ise uzak coğrafyalardaki çatışmaları Fransızların günlük hayatına taşıyor. Nükleer santraller elektrik üretiminde önemli bir avantaj sağlasa da Fransa’nın yerli petrol ve doğalgaz üretimi çok sınırlı. Ülke, ulaşımda, ısınmada ve sanayide ihtiyaç duyduğu bu kaynakları büyük ölçüde ithal ediyor. Bu nedenle tedarikçilerin çeşitlendirilmesi, uluslararası fiyat artışlarının etkisini ortadan kaldırmıyor.

Körfez’de enerji üretiminin veya Hürmüz üzerinden sevkiyatın aksaması, yalnızca o bölgeden doğrudan alım yapan ülkeleri etkilemez. Küresel arzın daralması, alternatif kaynakların fiyatlarını da yükseltebilir. Fransa açısından mesele, petrol ve gazı bulabilmenin yanında, bunları hanelerin ve işletmelerin karşılayabileceği maliyetlerle temin edebilmek.

Üstelik bu baskı, ekonominin durgunlaştığı bir dönemde geliyor. INSEE’nin ayrıntılı verilerine göre Fransız ekonomisi 2026’nın ilk çeyreğinde yüzde 0,2 küçüldü; ikinci çeyrekte büyüme sıfır oldu. Hane büyüklüğü dikkate alınarak hesaplanan satın alma gücü de ikinci çeyrekte yüzde 0,6 geriledi. Bu tablo, yeni bir enerji şokunun neden yalnızca dış politika meselesi olarak görülemeyeceğini açıklıyor.

Yüksek borç yükü ve bütçe açığını azaltma zorunluluğu da hükümetin hareket alanını daraltıyor. Savunmaya kaynak ayırmak, borçların faizini ödemek, kamu hizmetlerini sürdürmek ve geçim sıkıntısını hafifletmek aynı bütçenin üzerine biniyor. Tasarruf önlemleri ise tam da destek beklentisinin arttığı kesimlerde tepki yaratabiliyor.

Fransa’nın yakın geçmişi, akaryakıt fiyatlarının siyasi sonuçlarını hatırlatıyor. Kasım 2018’de başlayan Sarı Yelekliler hareketi, yakıt maliyetleri ve planlanan vergi artışına yönelik tepkinin kısa sürede daha geniş bir geçim ve temsil krizine dönüşebileceğini gösterdi. Bugün artan enerji fiyatlarıyla bütçe kesintilerinin üst üste gelmesi, yeni bir toplumsal tepki dalgasını besleyebilir.

Bu nedenle Élysée’deki toplantıyı, dış tehditler konusunda siyasi bilgilendirme yapılmasının yanında, krizlerin içerideki sonuçlarına karşı ortak bir sorumluluk zemini oluşturma arayışı olarak da okumak mümkün.

Fransa’daki bu sıkışma, Avrupa’nın geleceğine ilişkin daha geniş bir soruyu da gündeme getiriyor: Ülkeler savunma harcamalarını artırırken toplumlarının ekonomik dayanıklılığını koruyabilecek mi? Enerji maliyetleri, sosyal harcamalar ve yeniden silahlanma arasındaki gerilim, farklı ölçülerde başka Avrupa ülkelerinde de benzer tartışmaları büyütebilir.

Bu yeni dönemde Avrupa’nın asıl sınavı, diplomasi kanallarını kapatmadan savunmasını güçlendirmek ve bunun ekonomik yükünü halkın geçim sıkıntısını derinleştirmeden karşılamak olacak. Bugün Fransa’da yaşananlar, bu dengeyi kurmanın ne kadar zor olduğunu gösteriyor.

29
0
0

Bu makaleyi beğendiniz mi?

Bağımsız gazeteciliğe destek olun. Sponsor rozetinizi seçin.

Diğer makaleler

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler
Çalışmalarımı destekleyin
Rozetinizi seçin, sponsorlar arasına katılın.
29
0
0

Bağımsız çalışmalarımı destekleyin.

Bağımsız gazeteciliğe destek olun. Sponsor rozetinizi seçin.