Almanya’nın vize muafiyeti listesinde Türkiye’nin yer almamasını simgeleyen Türk pasaportu, sınır bariyeri ve Almanya kolajı.

62 Ülkeye Açık, Türkiye’ye Kapalı Kapı

Schengen vize rejimi kapsamında Avrupa Birliği dışındaki 62 ülkenin vatandaşları, 180 günlük süre içinde 90 güne kadar Almanya’ya vizesiz seyahat edebiliyor. Listede Kiribati, Tuvalu, Palau, Doğu Timor, Nikaragua ve Venezuela gibi Almanya ile sınırlı ekonomik ve toplumsal bağlara sahip ülkeler bulunurken Türkiye yine yer almıyor.

1961’de imzalanan İşgücü Anlaşması’nın ardından Almanya’ya göç eden ve bugün milyonları bulan Türk toplumuna ev sahipliği yapan, aynı zamanda Türkiye’nin en önemli ticaret ortaklarından biri olan Almanya’nın Türk vatandaşlarına yönelik katı vize politikasını sürdürmesi, artık yalnızca teknik ölçütlerle açıklanamayacak kadar belirgin bir siyasi çelişki yaratıyor.

Türkiye, Avrupa’nın kapısında birkaç yıldır değil, yarım asrı aşkın süredir bekletiliyor. Avrupa Ekonomik Topluluğu ile ilişkiler 1963’te imzalanan Ankara Anlaşması’yla kurumsallaştı. Türkiye 1987’de tam üyelik başvurusu yaptı, 1999’da aday ülke ilan edildi, 2005’te ise üyelik müzakerelerine başladı. Buna rağmen aradan geçen yıllarda üyelik süreci fiilen durdu, vize serbestisi süreci sonuçlandırılmadı ve Türk vatandaşlarının Avrupa’ya erişimi giderek daha zor hâle geldi.

Bugün sıradan bir Türk vatandaşı Almanya’ya kısa bir aile ziyareti, iş görüşmesi, fuar ya da turistik gezi için gitmek istediğinde haftalarca randevu bekliyor. Banka hesaplarından çalışma belgelerine, tapu kayıtlarından davetiyelere kadar çok sayıda evrak sunmak ve seyahatinin sonunda Türkiye’ye döneceğini kanıtlamak zorunda kalıyor.

Başvurunun reddedilmesi hâlinde ise çoğu zaman açık ve tatmin edici bir gerekçeye ulaşamıyor. Aynı dönemde Almanya ile Türkiye kadar güçlü ilişkileri bulunmayan onlarca ülkenin vatandaşı yalnızca pasaportuyla ülkeye giriş yapabiliyor.

Oysa Almanya ile Türkiye arasındaki ilişki sıradan bir dış politika ilişkisinden çok daha derin. Almanya, Türkiye’nin en büyük ihracat pazarlarından ve en önemli ticaret ortaklarından biri. Binlerce Alman şirketi Türkiye’de faaliyet gösteriyor; iki ülkenin sanayi ve tedarik zincirleri birbirine bağlı. Almanya’da yaşayan ve milyonları bulan Türk toplumu da iki ülke arasında benzersiz bir insani bağ oluşturuyor. Ticaret, yatırım ve toplumsal ilişkiler bu kadar yoğunken Türk vatandaşlarının hâlâ potansiyel göçmen muamelesi görmesi kabul edilebilir değil.

Almanya’nın Türk vatandaşlarına uyguladığı katı vize rejimi giderek siyasi bir baskı aracına dönüşüyor. Berlin, güvenlikten ekonomiye, göç yönetiminden savunmaya kadar birçok alanda Türkiye’yi stratejik ortak olarak görüyor; fakat konu Türk vatandaşlarının hareket özgürlüğüne geldiğinde aynı ortaklık anlayışı ortadan kalkıyor. Türkiye’den göç, güvenlik ve savunma alanlarında Avrupa’nın yükünü paylaşması beklenirken Türk toplumuna eşit ve onurlu bir seyahat imkânı tanınmıyor.

Bu çifte standardın bedelini yalnızca vize kuyruğunda bekleyen vatandaşlar ödemiyor. Avrupa’ya yakınlık duyan, eğitim, ticaret ve kültür yoluyla Almanya ile bağ kurmak isteyen kesimler de her ret kararında Avrupa’dan biraz daha uzaklaşıyor.

Almanya gerçekten Türkiye ile kalıcı ve güvene dayalı bir ilişki kurmak istiyorsa önce Türk vatandaşlarını kapıda bekletmekten vazgeçmeli. Çünkü stratejik ortaklık, mallara ve sermayeye açık, insanlara kapalı sınırlarla kurulamaz.

304
0
3

Bu makaleyi beğendiniz mi?

Bağımsız gazeteciliğe destek olun. Sponsor rozetinizi seçin.

Diğer makaleler

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler
Çalışmalarımı destekleyin
Rozetinizi seçin, sponsorlar arasına katılın.
304
0
3

Bağımsız çalışmalarımı destekleyin.

Bağımsız gazeteciliğe destek olun. Sponsor rozetinizi seçin.