Erdoğan'ın Kitap Hediyesi Ne Anlama Geliyor?

Erdoğan'ın Kitap Hediyesi Ne Anlama Geliyor?

Son dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan, yabancı liderlere sunduğu sembolik hediyelerle de dikkat çekiyor. Ankara’daki NATO Zirvesi sırasında liderlere hediye edilen özel üretim silah, hem Türkiye’nin savunma sanayisindeki ilerlemesini göstermesi hem de taşıdığı diplomatik mesaj nedeniyle çok konuşuldu. Erdoğan’ın hediyeleri çoğu zaman yalnızca protokol gereği seçilmiyor; Türkiye’nin tarihini, kapasitesini veya karşı ülkeyle kurmak istediği ilişkinin niteliğini yansıtan siyasi sembollere dönüşüyor.

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam’a verilen hediye de bu açıdan sıradan bir diplomatik nezaket değildi. Erdoğan, Selam’a dedesi Selim Ali Selam’ın Osmanlı dönemine ve Arap siyasi tarihine ışık tutan hatıratının Türkçe çevirisini sundu. Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda Beyrut milletvekilliği yapan Selim Ali Selam’ın anıları üzerinden verilen mesaj açıktı: Türkiye ile Lübnan arasındaki bağlar bugünkü çıkar hesaplarından çok daha eski ve derin.

Bu sembolik jest, 10 Temmuz’da İstanbul’da gerçekleşen görüşmenin siyasi anlamıyla birlikte okunmalı. Lübnan Başbakanı Selam, iki ülke ilişkilerinin “stratejik ortaklık” seviyesine yükseltilmesi gerektiğini söyledi. Erdoğan ise Türkiye’nin Lübnan’ın egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve istikrarına desteğini yineledi.

Ziyaretin asıl önemi, Lübnan’ın içinden geçtiği güç boşluğunda yatıyor. İran’ın ve Hizbullah’ın ülkedeki etkisi zayıflarken İsrail, askerî baskısını ve siyasi nüfuzunu artırmaya çalışıyor. Lübnan, bir yanda İran’ın ağırlığı, diğer yanda İsrail ve ABD’nin baskısı arasında sıkışmış durumda. Türkiye ise Beyrut’un tamamen bu iki kutuptan birinin kontrolüne girmesini istemiyor.

Ankara’nın amacı İran’ın yerini almak ya da Lübnan’ı yeni bir nüfuz mücadelesinin sahasına çevirmek değil. Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Katar ve Umman gibi ülkelerle birlikte bölgede daha dengeli bir düzen kurulmasını hedefliyor. Lübnan’ın istikrarı, Suriye’nin geleceğinden Doğu Akdeniz’deki güç mücadelesine kadar Türkiye’yi doğrudan ilgilendiriyor.

Erdoğan’ın hediye ettiği kitap bu nedenle geçmişe duyulan özlemden ibaret değil. Ankara, Lübnan’a ortak bir tarih üzerinden yeni bir gelecek öneriyor. Türkiye kendisini yalnızca insani yardım sağlayan veya kriz dönemlerinde devreye giren bir ülke olarak değil, Lübnan’ın egemenliğini koruyabilecek bölgesel bir denge unsuru olarak konumlandırmak istiyor.

Ancak Türkiye’nin Lübnan’daki hareket alanı sınırsız değil. Ülkedeki mezhepsel yapı, Fransa’nın tarihsel etkisi, Körfez ülkelerinin ekonomik gücü ve İsrail’in askerî baskısı Ankara’nın önündeki başlıca engeller. Bu nedenle Türkiye’nin başarısı, Lübnan’da yeni bir hâkimiyet alanı kurmasına değil, farklı kesimlerle iletişim kurabilen güvenilir bir ortak olmasına bağlı.

Nevvaf Selam’ın ziyareti ve Erdoğan’ın anlamlı hediyesi, Türkiye’nin Orta Doğu’daki yeni stratejisinin küçük fakat güçlü bir işareti. Ankara, Suriye’den sonra Lübnan’da da oluşan boşluğu uzaktan izlemek istemiyor. Verilen kitap geçmişi hatırlatıyor; asıl mesaj ise geleceğe yönelik: Türkiye, Lübnan’ın yeniden şekilleneceği masada yerini almaya hazırlanıyor.

479
4
19

Bu makaleyi beğendiniz mi?

Bağımsız gazeteciliğe destek olun. Sponsor rozetinizi seçin.

Diğer makaleler

4 Yorum
Eskiler
En Yeniler

Bu arada o kadar bakmama rağmen yorum kısmını yeni kelfettim:))

🇹🇷🇹🇷🇹🇷🌴🖐️😃🌴🇹🇷🇹🇷🇹🇷

Sayın cumhurbaşkanı bütün ince ayrıntıları ortaya koyarak Türkiye cumhuriyetinin büyüklüğünü gostermistir.

Hayırlı bereketli geceler Öznur bacım nasılsın tekrar siten hayırlı uğurlu olsun inşallah
Harbi umumi neticesinde sonra Lübnan hür bir ülke olmayı hiç istemedi zira o dönem defaatle cumhuriyet Türkiye’sine ve idarecilerine başvuruda bulundular hatta Türkiye’ye ilhak etmek için Lübnan’da parti bile kurdular fakat o dönem ki ben Kamal Paşa idaresi kabul etmedi mevzu ne “bizim Araplarla işimiz olmaz” “Araplar bizi sırtımızdan vurdu” bize bu yalana inandıran zihniyet Araplara “Türkler sizi sattı” yalanını dikte etti halbuki bu dogmaları ortaya atan İngilizi o dönem ne biz ne de Araplar görmedik ya da görmezden geldik Lübnan 1000 yıllık bir Türk toprağıdır evelen bizim şehrimiz köyümüz nahiyemiz olan bu belde fırsat geçse bugün dahi Türkiye’ye ilhak etmek istiyor. Bacım bu kitap Lübnan’a yapılan manevi bir çağrıdır az kaldı yakında bizden ayrılan nereler varsa kağıt üzerinde ülke hüviyetinde çok yakın bir zamanda yeniden Türkiye’ye ilhak edecek inşallah
Ağzına yüreğine emeğine sağlık ilmine bereket kalemine kuvvet kurban olduğum Allah’ıma (c.c.) emanet ol

Çalışmalarımı destekleyin
Rozetinizi seçin, sponsorlar arasına katılın.
479
4
19

Bağımsız çalışmalarımı destekleyin.

Bağımsız gazeteciliğe destek olun. Sponsor rozetinizi seçin.