Sisi’nin portresini piramitler, Süveyş Kanalı, Yunanistan bayrağı ve Mekke İttifakı ülkelerinin sembolleriyle birleştiren kolaj.

Mısır: Sisi Mekke İttifakı’na Neden Mesafeli Duruyor?

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında şekillenen Mekke İttifakı, Mısır’ın dış politikasındaki temel açmazı görünür kılıyor. Ankara’yla yakınlaşırken Yunanistan ve Güney Kıbrıs’la ortaklığını sürdüren, farklı güç merkezlerinden destek arayan Sisi, bu ilişkilerin getirdiği imkânlardan yararlanmak istiyor. Ancak ortak bir savunma taahhüdü, Kahire’yi ertelemeye çalıştığı tercihlerle karşı karşıya bırakabilir.
Sisi’nin portresini piramitler, Süveyş Kanalı, Yunanistan bayrağı ve Mekke İttifakı ülkelerinin sembolleriyle birleştiren kolaj.

Orta Doğu’da yeni bir savunma ekseni oluşurken bölgenin en kalabalık Arap ülkesinin bu yapının dışında kalması dikkat çekiyor. Büyük ordusu, Süveyş Kanalı ve Akdeniz’den Kızıldeniz’e uzanan stratejik konumuyla Mısır, böyle bir ittifakın doğal ortaklarından biri olarak görülebilir. Buna rağmen Kahire’nin mesafeli tutumu, askerî kapasitesinden çok siyasi ve ekonomik bağımlılıkları üzerinden anlam kazanıyor.

Samuel Forey’nin Le Monde’da yayımlanan değerlendirmesi de bu çelişkiye ışık tutuyor. Mısır’ın farklı ortaklarla geliştirdiği ilişkiler, her zaman birbirini tamamlamıyor. Aksine, bu ortakların çıkarları çatıştığında Kahire’nin hareket alanı daralıyor. Üstelik mesele yalnızca Sisi’nin ittifaka katılmak isteyip istememesi değil; mevcut üyelerin Mısır’ı ne ölçüde güvenilir bir ortak olarak gördüğü de önem taşıyor.

Sisi, ortaklarının desteğini istiyor; çatışmalarının sorumluluğunu üstlenmekten kaçınıyor

Türkiye-Mısır ilişkilerinin seyri, bu yaklaşımın belirgin örneklerinden biri. Sisi’nin 2013’teki askerî darbeyle iktidara gelmesinin ardından kopan ilişkiler, Libya ve Doğu Akdeniz’deki anlaşmazlıklarla daha da gerildi. Mısır’ın 2020’de Yunanistan’la deniz yetki alanlarını sınırlandırma anlaşması imzalaması, Ankara ile Kahire arasındaki ayrışmayı derinleştirdi.

2021’de başlayan normalleşme, 2023’te büyükelçilerin yeniden atanması ve 2024’te karşılıklı cumhurbaşkanlığı ziyaretleriyle ilerledi. Ancak diplomatik yakınlaşma, Mısır’ın bütün bölgesel tercihlerinin değiştiği anlamına gelmedi. Kahire, Türkiye’yle ilişkilerini geliştirirken Yunanistan ve Güney Kıbrıs’la enerji ve güvenlik iş birliğini de korudu.

Bir ülkenin farklı ortaklarla ilişki kurması tek başına çelişki sayılmaz. Fakat birbirleriyle anlaşmazlık yaşayan ülkelerle kurulan bu bağlar, ortak savunma yükümlülüğü gündeme geldiğinde başka bir anlam kazanır. Ankara’yla ekonomik ve diplomatik yakınlaşma, karşılıklı çıkarlar temelinde ilerleyebilir. Aynı güvenlik mimarisine katılmak ise tehditlerin tanımı ve kriz anında alınacak tavır konusunda daha güçlü bir uyum gerektirir.

Körfez’deki ilişkiler de benzer bir açmaz yaratıyor. Suudi Arabistan’ın desteği Kahire için önemli; ancak Birleşik Arap Emirlikleri de Sisi yönetiminin başlıca mali dayanaklarından biri. Riyad ile Abu Dabi’nin bölgesel öncelikleri ayrıştığında Mısır’ın iki tarafı birden memnun etmesi zorlaşıyor. Özellikle Sudan gibi rekabet alanlarında bir savunma ittifakının parçası olmak, Kahire’nin korumaya çalıştığı belirsizliği sürdürülemez hâle getirebilir.

Le Monde’un aktardığı, Middle East Eye kaynaklı iddialar da meselenin diğer yüzünü gösteriyor: Riyad’ın Mısır’ın askerî katkısı ve Sisi’nin sadakati konusunda çekinceleri bulunduğu öne sürülüyor. Bu iddialar, Mısır’ın dışarıda kalmasını yalnızca kendi iradesiyle alınmış bir karar olarak okumanın eksik kalabileceğini düşündürüyor.

ABD ve Çin arasında kurulan ilişkiler de aynı soruyu gündeme getiriyor. Kahire, Washington’la askerî bağlarını korurken Pekin’le ekonomik ve teknolojik iş birliğini geliştirmek istiyor. Ancak büyük güçler arasındaki rekabet sertleştikçe bu politikanın maliyeti artıyor. Sisi’nin çok yönlü diplomasi arayışı, ülkesine seçenek kazandırdığı kadar farklı ortakların baskısına açık bir yapı da oluşturuyor.

Dolayısıyla Mekke İttifakı’na mesafe, yalnızca ihtiyatlı bir dış politika tercihi olarak görülemez. Bu tutum, ekonomik desteği farklı başkentlerde arayan bir yönetimin, bağlayıcı güvenlik taahhütleri karşısındaki sınırlarını da ortaya koyuyor. Sisi’nin hesabı, mümkün olduğunca fazla ortakla ilişkiyi sürdürmek; fakat bu ortaklardan birinin mücadelesinin doğrudan tarafı olmamak üzerine kurulu görünüyor.

Ne var ki Husi saldırıları, bu hesabı zorlaştırabilecek yeni bir sınav açıyor. Suudi Arabistan’ın güvenliği üzerinden Mekke İttifakı’nın dayanışması sorgulanırken, Kızıldeniz’deki istikrarsızlık Süveyş Kanalı nedeniyle Mısır’ın çıkarlarını da doğrudan ilgilendiriyor. Ankara ve İslamabad’ın nasıl karşılık vereceği kadar, Sisi’nin hangi sorumluluğu üstleneceği de önem kazanıyor. Kahire, Riyad’a siyasi destekle mi yetinecek, deniz güvenliğiyle sınırlı bir katkı mı sunacak, yoksa daha somut bir adım mı atacak? Mekke İttifakı’nın ilk ciddi sınavı, aynı zamanda Sisi’nin ortaklarına ne ölçüde güven verebildiğini de gösterebilir.

21
0
1

Bu makaleyi beğendiniz mi?

Bağımsız gazeteciliğe destek olun. Sponsor rozetinizi seçin.

Diğer makaleler

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler
Çalışmalarımı destekleyin
Rozetinizi seçin, sponsorlar arasına katılın.
21
0
1

Bağımsız çalışmalarımı destekleyin.

Bağımsız gazeteciliğe destek olun. Sponsor rozetinizi seçin.