Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, kapalı bir okul binası, boş sıralar, Yunanistan ve AB bayrakları, Batı Trakya haritası ve Türkiye bayrağını bir araya getiren minimalist siyasi kolaj

Batı Trakya’da Okullar Kapanırken Avrupa Neden Susuyor?

Bir azınlığın varlığı yalnızca nüfus kayıtlarıyla korunmaz. Dilini çocuklarına aktarabildiği okullarla, öğretmenlerle ve kurumlarla yaşar. Bu nedenle Yunanistan’ın Batı Trakya’daki sekiz Türk azınlık ilkokulunu daha kapatması, sıradan bir eğitim kararı olarak görülemez.

Atina, okul kapatma gerekçesi olarak öğrenci sayısının yetersiz olduğunu söylüyor. Ancak yıllar içinde yüzlerce azınlık okulunun kapatılması ve geriye yalnızca 76 okul kalması, sorunun tek tek köylerdeki öğrenci sayısıyla açıklanamayacak kadar ciddi olduğunu gösteriyor. Üstelik azınlık okulları yalnızca eğitim verilen kurumlar değil. Bu okullar, Lozan Antlaşması’yla güvence altına alınan kimliğin, dilin ve kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasında hayati bir rol oynuyor.

Okullar azaldıkça çocuklar başka kurumlara yönlendiriliyor, ana dilde eğitime ulaşmak zorlaşıyor ve öğrenci sayısındaki düşüş yeni kapatmaların gerekçesine dönüşüyor. Böylece sessiz ama etkili bir döngü ortaya çıkıyor: Okul kapanıyor, öğrenciler dağılıyor; öğrenciler dağıldıkça başka okullar da kapanıyor. Sonuçta Türk azınlığın kendi dili ve kültürü içinde eğitim alabildiği alan adım adım daralıyor.

Bütün bunlar yaşanırken asıl dikkat çekici olan ise Avrupa’nın sessizliği. Avrupa Birliği, Türkiye hakkında hazırladığı raporlarda azınlık haklarından eğitime kadar her konuyu ayrıntılı biçimde sorguluyor. Peki aynı sorgulama, bir AB üyesi olan Yunanistan’a neden yöneltilmiyor? Avrupa değerleri yalnızca aday ülkelere hatırlatılan şartlardan mı oluşuyor?

Bu çifte standart, Avrupa Parlamentosu’nun son Kıbrıs kararıyla daha da görünür hâle geldi. Parlamento, 1974 olaylarını büyük ölçüde Rum tarafının anlatısı üzerinden ele alan, Türk toplumunun yıllarca maruz kaldığı saldırıları ve kayıpları yok sayan tek taraflı bir karar kabul etti. Avrupa kurumları yarım asır önce yaşanan Kıbrıs olayları hakkında ağır hükümler verirken, bugün Batı Trakya’da kapanan Türk okullarına karşı hiçbir tepki göstermiyor.

Oysa insan hakları, söz konusu devletin AB üyesi olup olmamasına göre değişemez. Bir tarafın acısını görünür kılıp diğer tarafın bugünkü sorunlarını görmezden gelmek, adalet değil, açık bir siyasi seçicilik anlamına gelir.

Batı Trakya’da kapanan her okul, Avrupa’nın başkalarına verdiği insan hakları dersleriyle kendi sınırları içindeki uygulamaları arasındaki uçurumu biraz daha büyütüyor. Brüksel bu sessizliği sürdürdükçe tartışılan yalnızca Yunanistan’ın eğitim politikası olmayacak; Avrupa’nın savunduğunu söylediği değerlere ne ölçüde bağlı kaldığı da giderek daha fazla sorgulanacak.

1.206
1
14

Bu makaleyi beğendiniz mi?

Bağımsız gazeteciliğe destek olun. Sponsor rozetinizi seçin.

Diğer makaleler

1 Yorum
Eskiler
En Yeniler

Türklerin millî kimlik sahibi olması istenmiyor. Sirtakiler bunu gelsin Türkiye Batı Trakya, Adalar Denizi gibi bölgeleri alması için yapıyor. Sirtakiler bu adımları atarak Lozan’ı tanımadığını açıkça ilan ediyor. Türkiye gerekenleri yaparsa kendi lehine çevirebilir. Avrupa’nın geçmişi çok kirli. Hak, Hukuk, Adalet, İnsanlık gibi konular onlara göre değil. Tek taraflı çıkarlar önemli. (Avrupa’nın çıkarı)

Çalışmalarımı destekleyin
Rozetinizi seçin, sponsorlar arasına katılın.
1.206
1
14

Bağımsız çalışmalarımı destekleyin.

Bağımsız gazeteciliğe destek olun. Sponsor rozetinizi seçin.