Fransa’da 11 Ekim’i 12 Ekim’e bağlayan gece düzenlenen siber saldırıda, marketlerin internete bağlı soğutma sistemlerine müdahale edildi. Bazı dolapların sıcaklığı 50 dereceye yükseldi; gıda ürünleri bozuldu, yangınlar bildirildi. Intermarché, Carrefour, Monoprix ve Coopérative U gibi zincirleri etkileyen olay, dijital bir güvenlik açığının birkaç saat içinde fiziksel zarara dönüşebildiğini gösterdi.
Fransa Maliye Bakanı Roland Lescure, 13 Ekim’de yaklaşık 700 marketin etkilendiğini açıkladı. Bununla birlikte ülkenin gıda tedarikinin tehlikede olmadığını belirtti. Dolayısıyla ürünlerin güvenle saklanmasını sağlayan soğuk zincirin bozulması, ülke çapında gıda kıtlığı yaşanabileceği anlamına gelmiyor.
Ancak sorun Fransa’yla da sınırlı değil. Hollanda merkezli Ahold Delhaize, ayrı bir siber güvenlik olayı nedeniyle bazı sistemlerini tedbiren kapattığını duyurdu; Avrupa ve ABD’deki mağazalarının açık kaldığını bildirdi. Hollandalı yetkililer, bu olayla Fransa’daki saldırı arasında bağlantı tespit etmediklerini açıkladı. Reuters’a konuşan Sekoia uzmanı Félix Aimé ise soğutma sistemlerine yönelik saldırılardan İspanya, Portekiz, Polonya, Almanya ve Belçika’nın da etkilendiğini söyledi. Daha önce, 2025’te Birleşik Krallık’taki Co-op’a düzenlenen siber saldırı da sipariş ve mağaza tedarik süreçlerini aksatmıştı. Bu örneklerin ortak noktası, gıdanın tüketiciye ulaşmasındaki dijital kırılganlık.
Gıda güvenliği artık bir siber güvenlik meselesi
Bir ülkenin gündelik hayatını sarsmak için sınırlarını aşmak gerekmiyor. Gıda, enerji, ulaşım ve ödeme sistemlerindeki kesintiler; ekonomik kayıp, endişe ve yönetime karşı güvensizliğe yol açabilir. Siber saldırılar, dezenformasyon ve ekonomik baskıyla birlikte kullanıldığında hibrit bir operasyonun parçası olabilir. NATO’nun hibrit tehdit yaklaşımı da farklı baskı araçlarının birlikte kullanılmasına dikkat çekiyor.
Saldırının yaşandığı Fransa’daki toplumsal ortam ise kaygıları artırıyor. Eğitim koşulları ve kaynak yetersizliği nedeniyle başlayan öğrenci eylemleri, bazı kentlerde çatışmalar, yaralanmalar ve polis müdahaleleriyle ağırlaşan bir gerilime dönüştü. Göstericilerin taleplerine, müdahalelerin sertliğine yönelik itirazlar da eklendi.
17 Ekim Cumartesi, bu nedenle yakından izlenmesi gereken bir tarih. Bu tarihte yeni gösteri çağrıları yapılıyor; öğrenci hareketiyle hayat pahalılığına karşı tepkilerin buluşması hedefleniyor. CGT Paris de 17 Ekim için eylem duyurusunda bulundu. Ancak katılımın büyüklüğü ve olayların seyri henüz bilinmiyor. Sadece o gün “büyük bir olay yaşanacağını” konuşuluyor.
Mevcut gelişmeler ışığında karşımıza şu soru çıkıyor: Fransa’yı zayıflatmak ve savaşa sürüklemek isteyen bir dış güç mü mevcut? Henüz bu iddiayı doğrulayacak somut bir kanıt yok. Ancak yaşananlar başka bir soruyu daha kaçınılmaz kılıyor: Fransa, olası bir savaşa ne kadar hazır?
Bir ülkenin savaşa hazırlığı yalnızca ordusunun gücüyle ölçülemez. Savaş zamanında halkın gıdaya ulaşabilmesi, kamu hizmetlerinin kesintisiz sürmesi ve yetkililerin açıklamalarına güven duyulması da belirleyici olur. Peki, daha barış zamanında marketlerin soğutma sistemlerini korumakta zorlanan Fransa, savaşın yol açacağı çok daha ağır sorunlarla nasıl başa çıkabilir? Fransız yönetiminin halka güven verebilmek için yanıtlaması gereken asıl soru bu.
Açlığı bir silah olarak kullanan ülke kim ise bu olayın kuvvetli şüphelisi de o bence. 🌹😊