Uganda, Türkiye, İsrail ve Somali bayraklarını; Ugandalı asker, Afrika Boynuzu haritası ve yük gemisiyle birleştiren kolaj.

Uganda’nın Türkiye Öfkesi: Somali’de Nüfuz Kaybetme Korkusu

– Uganda’nın Ankara’ya yönelik tehditleri, Somali’de değişen güç dengelerini görünür kılıyor. Türkiye’nin Mogadişu ile geliştirdiği ortaklık, Kampala’nın askerî ağırlığını ve buna bağlı kazanımlarını sorgulatırken, Uganda–İsrail yakınlığı krize daha geniş bir bölgesel anlam kazandırıyor.
Uganda, Türkiye, İsrail ve Somali bayraklarını; Ugandalı asker, Afrika Boynuzu haritası ve yük gemisiyle birleştiren kolaj.

Uganda ordusunun 19 Eylül’de Türkiye ile savunma ve askerî iş birliğini askıya alması, aylardır süren gerilimi yeni bir aşamaya taşıdı. Karardan bir gün önce Türk Büyükelçiliği önünde düzenlenen gösteride, Türkiye’de yaşayan Ugandalı muhalif Fred Lumbuye’nin iadesi istenmişti. Ancak ordunun açıklamasında çözülmemiş meselelerden söz edilirken bunların içeriği belirtilmedi.

Gerilimin merkezinde, Uganda Devlet Başkanı Yoweri Museveni’nin oğlu ve ordu komutanı Muhoozi Kainerugaba bulunuyor. Muhoozi, nisanda Somali’nin güvenliği için Uganda’nın bedel ödediğini, Türkiye’nin ise ekonomik kazanç sağladığını savunarak Ankara’dan bir milyar dolar istemişti. Bu söylem, iade tartışmasının ötesinde bir anlaşmazlığa işaret ediyor: Somali’de güvenliği sağlayan ülke olmanın getirdiği nüfuz kimin elinde kalacak?

Türkiye’nin Somali’de artan etkisi Uganda’yı rahatsız ediyor

Uganda’nın denize kıyısı ve Somali ile ortak sınırı yok. Buna rağmen 2007’den beri Somali’deki Afrika Birliği misyonlarında üstlendiği görevler, Kampala’ya bölgesel ağırlık kazandırdı. Bugün de misyon kapsamında yaklaşık 4 bin 500 Ugandalı asker bulunuyor; ayrıca ikili anlaşmayla görev yapan birlikler var. Bu varlık, Uganda’yı Somali’nin güvenlik kararlarında etkili bir aktöre dönüştürüyor.

Türkiye’nin yaklaşımı ise Somali’nin kendi güvenlik kapasitesini geliştirmesine dayanıyor. Mogadişu’daki askerî eğitim faaliyetleri, savunma anlaşmaları ve deniz güvenliği iş birliği, Somali ordusunun daha fazla sorumluluk üstlenmesini hedefliyor. Enerji projeleri de bu ilişkiye uzun vadeli ekonomik bir boyut ekliyor.

Buradaki çıkar çatışması açık: Somali’nin dışarıdan gelen birliklere ihtiyacı azaldıkça, bu birlikleri sağlayan ülkelerin pazarlık gücü de zayıflayabilir. Somali açısından egemenliğini güçlendirecek bir gelişme, Kampala’daki bazı çevreler açısından nüfuz kaybı anlamına gelebilir.

Meselenin mali boyutu da var. Middle East Eye’ın konuya yakın kaynaklara dayandırdığı habere göre Uganda, misyona katılan her asker için ayda en az bin dolar alıyor. Aynı kaynaklar, askerlerin tamamen çekilmesi hâlinde yıllık ödeme kaybının 60–72 milyon dolara ulaşabileceğini öne sürüyor.

Dolayısıyla Uganda’nın Ankara’ya yönelttiği baskı, Türkiye’yi değişen düzenin başlıca muhataplarından biri olarak gördüğünü düşündürüyor.

Uganda’nın İsrail’le yakınlığı, bu rekabete ikinci bir boyut ekliyor. Eylül 2022’de imzalanan savunma mutabakatı; eğitim, teçhizat, teknoloji aktarımı ve istihbarat alanlarını kapsayan ilişkileri güçlendirdi. Uganda ordusu, İsrail’in hava kuvvetleri ve hava savunma kapasitesine katkısını da açıkça kabul ediyor. Muhoozi’nin İsrail’e askerî destek açıklamaları, bu kurumsal ortaklığın siyasi karşılığını gösteriyor.

Somali’de asker bulunduran ve Türkiye’nin yükselen etkisinden rahatsızlık duyan bir ortak, İsrail açısından stratejik değer taşıyabilir.

Somaliland’da ise bu rekabet daha somut. İsrail’in 26 Aralık 2025’te ayrılıkçı bölgeyi bağımsız devlet olarak tanıması, Türkiye’nin savunduğu Somali’nin toprak bütünlüğüyle doğrudan çatışıyor. Ankara merkezî devletin güçlenmesini desteklerken, İsrail’in kararı Mogadişu’dan ayrı bir siyasi yapının uluslararası konumunu güçlendiriyor.

Yemen’in karşısındaki Somaliland’ın liman ve havaalanları, Kızıldeniz’e erişim arayan aktörlerin ilgisini çekiyor. Somaliland liderinin eylüldeki ABD ziyareti de bu konumu diplomatik tanınmaya dönüştürme arayışının parçası. Uganda ile Somaliland farklı araçlar sunuyor: Biri Somali’deki askerî varlığıyla, diğeri kıyılarına erişim imkânıyla önem kazanıyor.

Husilerin Suudi Arabistan’a saldırıları ve Türkiye, Pakistan ile Suudi Arabistan arasındaki acil askerî görüşme hazırlıkları, Afrika Boynuzu ile Körfez güvenliğinin giderek iç içe geçtiğini gösteriyor. ABD’nin Eritre’deki bazı kişi ve kuruluşlara yönelik yaptırımları kaldırması da bölgesel ilişkilerde yeni seçenekler açıyor.

Uganda krizi böylece daha geniş bir soruya uzanıyor: Kızıldeniz çevresinde güvenlik ortaklıkları, ülkelerin egemenliği ve diplomatik tanınma kararları üzerinde ne kadar etkili olacak?

Bir sonraki kritik eşik Washington’un Somaliland tercihi olabilir. ABD, askerî erişim arayışını diplomatik tanımaya kadar götürürse, tartışma bir limanın veya üssün kullanımını aşacak. Stratejik konumun devlet olarak tanınma karşılığında pazarlığa açılması, Afrika’daki başka ayrılıkçı bölgeler için de örnek oluşturabilecek. Uganda’dan yükselen tehditlerin ötesinde izlenmesi gereken asıl gelişme, bu pazarlıkların kıtanın siyasi haritasına ve Türkiye’nin bölgedeki varlığına nasıl yansıyacağı.

31
0
0
₺

Bu makaleyi beğendiniz mi?

Bağımsız gazeteciliğe destek olun. Sponsor rozetinizi seçin.

Diğer makaleler

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler
Çalışmalarımı destekleyin
Rozetinizi seçin, sponsorlar arasına katılın.
31
0
0
₺

Bağımsız çalışmalarımı destekleyin.

Bağımsız gazeteciliğe destek olun. Sponsor rozetinizi seçin.